Kullanıcı girişi
Ara
Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi 284. Sayısı

Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi 284. Sayısı
Başyazı
İçindekiler
Faaliyetlerimiz
İnternet üzerinden abone olmak için www.kitapcihani.com adresini ziyaret ediniz.
Dergimizin dizinini bilgisayarınıza indirdikten sonra içinden istediğiniz yazar ve konuyu araştırabilir, istediğiniz makalenin sayfa sayısına göre ücretini www.kitapcihani.com'da ödedikten sonra bilgi@turan.org'a makalenin adını ve hangi sayıda olduğunu bildirirseniz ilgili makale size e-posta olarak gönderilecektir.
Sevgili misafirler, çok kıymetli velilerimiz, sevgili öğrencilerimiz. Karşınızda yeni bir hayata atılmak üzere olan gençlerimizi görüyorsunuz, hepsinin gözleri yaşlı ve ümitlerle dolu. Göz yaşları gösteriyor ki, bu gençler mutlak suretle emellerine erişeceklerdir. Türk Dünyası Bakü Atatürk Lisesi, onları Azerbaycan'a, Türkiye'ye ve bütün Türk Dünyasına öylesine bağlamış, öylesine tek vücut haline getirmiş ki, buradan ayrılmak onlara bu kadar üzüntü veriyor. Bunu öğretmenlerimizin başarısı sayıyorum ve 55 öğretmenimizin hepsini sahneye davet ediyorum. Var olun. Vatanı, devleti, bayrağı müdafaa eden orduyu da işte bu eğitim ordusu yetiştirdi. Onun için öğretmenler bizim en kutsal varlıklarımızdır. Onlara olan şükran borcumuzu hiçbir şekilde ödememiz kabil değildir. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı olarak onlara verebildiklerimizden daima üzüntülüyüz, daima utanıyoruz, ama elimizde olan, Her şeyi onlar için yapmaya hazır olduğumuzu kendileri çok iyi bilirler, emindirler ve daima emin olmalıdırlar. Biz 4647 yıl evvel Ergenekon'dan çıkarken, halkın önünde gene bu öğretmenler vardı ve bu öğretmenler Türk Milletine fazilet sahibi insanlar yetiştirdiler, bazı genlerle donattılar. Bu genlerin en önemlilerinden biri, Türklerin asla ırkçılık geni taşımamış olmasıdır. Türkler tarih boyunca hiçbir zaman hiçbir sebeple hiçbir şekilde ırkçı olmamışlardır, ama ne zaman ki boğazlarına sarılırlar, o zaman yapacaklarını bilirler, bilmeye de mecburdurlar.
Herkes bilsin ki, bu dünyada biz de varız, biz de yaşayacağız ve arzumuz sömürülmemektir, soyulmamaktır, asla horlanmamaktır. Ergenekon'daki 300-400 yıl içinde biz, yaradandan ötürü bütün yaradılanları seven bir millet olarak yetiştirildik. Yine o 300-400 yıl içinde bir cihan hakimiyeti felsefesiyle beslendik, zihinlerimize yerleştirdik. Yine o 300-400 yıl içinde her şeyden önce akıl hakimiyeti bize tavsiye değil, cebri tutum olarak, cebri davranış olarak, bir terbiye unsuru olarak verildi. Ve yine o 300-400 yıl içinde Ergenekon'da Türk Milleti sadece ahlaki olarak, sadece felsefi olarak hazırlanmadı. Aynı zamanda dünyada mevcut bugün sayılan ilimlerin hepsinin temelini de o 300-400 yıl içinde attık. Astronomi bizim bilimimizdir, biz yarattık, Fizik, Kimya, Matematik hepsi bizimdir ve hepsini Ergenekon'da ürettik. Ergenekon'dan çıktığımız zaman cihan artık bizimdi, doğudan batıya kadar uzandığımız her yerde bütün insanları kucakladık. Hiçbir milleti bizden üstün saymadık ama, hiçbir milletten de üstün olduğumuzu iddia etmedik. Yeter ki bize başka gözle bakmasınlar. Eğer bakarlarsa bilsinler ki dünyada en yüce millet hangisiyse, bizde en az onlar kadar yüceyiz. Ergenekon'dan çıkışı takip eden asırlar boyunca, 16. asra kadar, dünya ikiye bölünmüştü, bir tarafta biz Türkler, bir tarafta diğerleri vardı. Diğerlerini biz kontrol ederdik, bizim dönemimizde ne siyah derilinin ne de kızıl derilinin tüyüne dokunabilirdi. Asla böyle şeylere imkân vermedik. Donanmamız bütün dünya denizlerinde gider gelirdi. Tüyüne dokunmaya cesaret eden bir tek millet yoktu. Karadeniz, Akdeniz bizimdi, Grönland'a gider bayrak dikerdik. Ama yalnız insanları değil, bütün yaradılanları da bağrımıza bastık, hepsini sevdik, hepsini kendimizden asla ayırt etmedik. Avrupalı'nın siyah deriliyi kırbaçla çalıştırdığı dönemde biz, eğer kendi topraklarımızdaki haşa merkepleri onlar gibi, onların siyah deriliyi çalıştırdığı gibi çalıştırsaydık, bugün gene dünyanın en zengin devletleri bizler olurduk. Ama asla sömürme aklımızdan geçmemiştir. Bir merkebe bile yeterinden fazla yük yükleyeni cezalandırmak gibi bir zihniyet, ancak bu yüce Türk milletinin tarihinde mevcuttur.
Biz þurada gördüğümüz manzarayla bu ümide yeniden kapılıyoruz, kapıldık, kapılmak zorundayız. Biliyorsunuz 16. asırda, Ergenekon boyunca bize öğretilen akli ilimleri terk ettik, yerine nakli ilimleri koyduk. Böylece bir adım ileri gidemedik. Halbuki akli ilimlere hakimiyet verdiğimiz dönemde, matematik bizim bilimimizdi. "Sıfır"ı biz icat ettik. Matematiğin bütün temellerini biz attık. Fizik bizim bilimimizdir, Astronomideki bugünkü bilgiler, o gün bizim tarafımızdan belki yüz binde bir hata ile, ama bugünlere çok yakın şekilde bizim tarafımızdan hesaplanmıştır. Felsefemiz aynıdır; Düşünen insan mutlaka düşünen, arayan soran insan. Nakli değil, akli ilimlere bağlı insan. İşte bu gençlerin felsefesi budur.
Şükranlarımı sunuyorum, onların emeğinin değeri ölçülmez, onlar gerçekten Atatürk'ün dediği gibi irfan ordusudurlar ve bütün orduları, bütün sanayicileri, bütün meslek sahiplerini onlar yetiştirirler.
Bu gençlerin göz yaşları, Bakü Atatürk Lisesi'nin kuruluş sebebi olan dilde, fikirde, işde birliğe ne kadar bağlı olacaklarının en iyi göstergesidir.
Tanrı Türkü Korusun
Prof. Dr. Turan Yazgan
* Bakü Atatürk Lisesi 2009-2010 yılı Mezuniyet töreninde yapılan konuşmanın metnidir.
Kemalpasa Mahallesi Bukalidede Sokagi No: 4 Belediye Sarayi Arkasi Ankaravi Mehmed Efendi Medresesi Saraçhane Fatih Istanbul TÜRKIYE PK 94 Aksaray-ISTANBUL
Telefon : +90 212 511 10 06 | Belgegeçer : +90 212 520 53 63 | E-Posta : tdav@turan.org



