Kullanıcı girişi
Ara
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi







Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisine abone olmak için burayı tıklayınız.
Sevgili Okuyucular
Tekrar ediyorum;
On yıl, yirmi yıl, elli yıl, yüzyıl gibi uzun zamanları hedef alan ve ülkeleri yönetmekle değil, yüce Türk Milletini birleştirmek, birliğin doğuracağı güçle “sözü geçen, kılıcı kesen” zengin, huzurlu bir millet haline getirmekle ilgili bir politikadır bizim politikamız. İstiyoruz ki, Türk dünyasının her yerindeki Türk topluluklarını Türkler idare etsin. Türk coğrafyasının bütün iktisadi kaynaklarını Türkler kendileri için kullansınlar.
* * *
Devletin, uğrunda şehit olacak insanlara ihtiyacı vardır. Bütün insanların da devlete ihtiyacı vardır.
* * *
Sosyal güvenlik, kendi iradesi dışında, tehlikeye uğrayan insanların, kaybolan çalışma güçlerini azamî, kaybolan kazançlarını da asgari olarak iade eden bir sistemdir. Hasta olandan olmayana, çalışanlardan çocuklara ve çalışmayanlara, gencinden yaşlısına, yardıma muhtaç olmayandan olana transfer sağlayan millî bir dayanışma sistemidir. Bu millî ve insanî dayanışma sistemi siyasî menfaatlere alet edilirse fonksiyonunu kaybeder. Geliri tersine dağıtır ve insanların mutluluğunu, geleceğe güvenini ortadan kaldırır.
* * *
Yabancı dilde eğitimin pedagoji kanunlarına ters olduğu, eğitimin gayesini değiştirirken, millî kompleks yarattığı, Türkçenin horlanan ve gittikçe ifade gücü düşecek bir dil haline gelmesine yol açtığı, gelişmesinin engellendiği bir gerçek olduğuna göre, buna “dur” demenin zamanının geçtiği ne zaman idrak edilecek?
* * *
Türk milletinin istikbali kendiliğinden parlak olmayacaktır. 21. asır kendiliğinden Türk asrı olmayacaktır. Bu, ancak, Mustafa Kemal Atatürk’ün emir ve tavsiyelerini yerine getirmekle mümkün olacaktır.
* * *
Tarih önce dinî, sonra ırkî sebeplerle, Batının Türk düşmanlığını şu veya bu şekilde kustuğu sahifelerle doludur. Bütün bunların altında aşağılık kompleksi de yatmaktadır. Bir zamanlar bilinen dünyanın iktisadi kaynaklarını, özellikle kritik iktisadî kaynaklarını, bütünüyle kontrol etmemiz, sonra ulaştığımız ve ulaşmamıza büyük ölçüde destek olan mana gücümüzün bizi rakipsiz kılması, insanlık hamisi yapması ve içeriden dışarıdan her türlü melanet ve savaşa rağmen yıkılmazlığımız Avrupalı da bir kin doğurmuş ve Türk düşmanlığının bir saplantı, bir peşin hüküm haline gelmesine yol açmıştır.
* * *
.Herkes bilsin ki Türkleri de, Türk olarak, Tanrı yaratmıştır. Türkler Tanrı’nın Türk olarak yarattığı insanlar olarak, Tanrı’ya saygı gereği Türklüklerini korumak, muhafaza etmek zorundadır. Bütün dünya yalnız silahla değil, bugünkü sinsi kültür silahlarıyla dahi üstümüze gelse de...
* * *
Batının içimizde yetiştirdiği ve düşünmekten mahrum, ne olursa olsun evlilik, ne pahasına olursa olsun evlilik diyen aydınlarımız artık şapkalarını önlerine koysunlar! Yoksa nasıl olsa namus elden gitti, bari evlenelim, sonra ayrılırız diyorlarsa o başka!... Her gün Türklere karşı kinini, nefretini, bir uydurma bahane bulup kusan Avrupa’nın itibarı elden gitmiştir.Artık Yeter!
* * *
Türkiye’de yabancı dille eğitim yapmak affedilmez bir suçtur. Avrupalı yabancı dili nasıl öğretiyorsa, biz de öyle öğretmeliyiz. Türkçeyi düşünce dili olarak, ana dil olarak geliştirmek için de yabancı dille eğitim yasaklanmalıdır.
* * *
Türkiye’de devleti küçük düşürmek moda haline gelmiştir. Asıl devleti küçük düşürenlerin küçük düşürülmesi gerekir.
* * *
XVI. yüzyılda olduğu gibi, Allah’ın Türk coğrafyasına bahşettiği bütün kritik maddelerin, Moskova’ya doğru akışını durdurarak, Türklerin kontrol ettiği yollardan geçirilerek, cari fiyatlarla, dünya pazarlarına çıkmasını sağlama zarureti vardır. Bunun için Hazar’ın doğusundaki kaynaklar Hazar’ı aşarak Ermenistan üzerinden Türkiye’ye akmalı ve Türkiye üzerinden pazarlanmalıdır. Böylece Ermenistan üzerinde Türk yumruğu daima hazır beklemelidir. Ancak bu takdirde Türk Cumhuriyetlerinin istiklâlleri “tam” olur ve refah seviyeleri yükselebilir, Türkiye de oyuncak olmaktan kurtulabilir.
* * *
Emek ve sermayenin istihdamı üzerinden geçmeyen hiçbir teşvik tedbirinin iktisadiyatımızı; başta dil olmak üzere, aileyi gaye almayan hiçbir politikanın sosyal bünyemizi; Millî değerlerimizi esas almayan hiçbir eğitim ve kültür faaliyetinin millî ahlâk ve şahsiyetimizi düzeltemeyeceği şüphesizdir.
* * *
Milletleri elbette topla, tüfekle ortadan kaldırmak mümkün değildir. Tarihte böyle silahlarla tümden imha edilmiş hiçbir millet yoktur. Ancak dilini ve gönül dili olan musikisini kaybederek tarihin mezarlığına gömülmüş pek çok millet vardır. Bu milletlerden maddi kültür unsurları günümüze gelmiş olabilir. Ancak bunlar bir kale, bir tapınak, bir duvar olarak, sadece bu milletlerin mezar taşlarını teşkil ederler. Millet topyekun mezarda yatarken mezar taşının “hatıra olmaktan öte” ne manası olabilir?
Tanrı Türk’ü Korusun.
Prof. Dr. Turan Yazgan
Kemalpaşa Mahallesi Bukalidede Sokağı No: 4 Belediye Sarayı Arkası Ankaravi Mehmed Efendi Medresesi Posta kodu: 34134 Saraçhane / Aksaray / Fatih / İstanbul / TÜRKİYE
Telefon : +90 212 511 10 06 | Belgegeçer : +90 212 520 53 63 | E-Posta : tdav@turan.org
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı İnternet Sitesine Gitmek İçin