Kullanıcı girişi
Ara
PONTUS- Haluk TARCAN
PONTUS
(Mahmut Goloğlu’unu Pontos kitabından-Ankara 1973) en kısa özet :
1840 / 1923
- 1840 Abdülmecit- Gülhane hattı humâyunu ile Pontos sorunu ortaya çıkar.
- 1856 Paris anlaşması… Dinler arası
eşitlik ve Hürriyet…Hristiyan/ Müslüman ikiliği oluştu.Trabzon’un Maçka
ilçesinde ilk Hristiyan/ Müslüman kavgaları ve tartışmaları başladı.
- 1895 Trabzon Metropoliti Hristomos Rumları kışkırtmaya başlar, Sümela manastırı
İstanbul Rum patrikhanesine bağlanır. Din adamları politikaya karışırlar
- Merzifon Amerikan koleji, ABD desteğini ulaştıran kuruluştur.(Ermenilere de ayni kolej ilk desteği vermiştir)
- 1908. Pontusçuluk çabaları hızla artıyor . Samsun’un, Pontus başkenti olacağından buradaki Pontusçular , daha sert ve yoğun çalışmalar yapıyorlar. RUM’ların yani Hristiyan Türklerinin,(Karaman Rumları gibi) Yunanlı Hristiyan olduğu iddiaları Yunanistan tarafından ortaya atılıyor .Yunanistan’ dan da 30bin göçmen getiriliyor
- 1912’lerde Pontusçuluk bir Yunan sorunu hâline getiriliyor.
- 1914. Seferberlikten istifade ile Rumlar ayaklanma ve casusluk için teşkilatlandılar Karadeniz kıyılarını işgal etmekte olan Ruslarla işbirliğine giriştiler.
- Trabzon’un işgali ile Pontus çeteleri Trabzon’un kasaba ve köylerinde katliam, yakma, yıkım ve yağmalara giriştiler.İşte bu, (savaşta, silâhlı isyan , düşmanla işbirliği , katil, yakma ,yıkma, yağma) tüm dünyada en büyük savaş suçudur. Pontusçular bu suçu işlemişlerdir…Ermeniler gibi…Şimdi, masumiyet çığlıkları atmaktadırlar …
- Tümüyle savunmasız olan Türk halkı ilk kere silâhlanmak ve organize olmak gereğinde kalmışlardır.
- 1917. Rus ihtilâli ile yalnız kalan Pontusçular, Rusların yerine Türk kuvvetlerinin gelmesiyle sinmişler ve fakat gizli yakma, yıkma ve casusluk çabalarına devam etmişlerdir.
- Trabzon metropoliti Hrisantos, Pontusçuları birliğe davet ediyor ve onları kışkırtıyordu.
- Trabzondaki Pontusçular halkın silâhlanması ve 1919’da 15 Kolordu komutanı Kâzım. Karabekir’in Trabzona gelmesiyle fena durumda kalmışlardı.
- Fakat Samsun bölgesindeki 16 Pontusçu çete felâket estiriyorlardı. Merzifon ve İstanbuldaki Pontus klüplerinden büyük moral yardım görüyorlardı: Önce Pontus kurulacak, sonra tüm Anadolu işgâl edilerek BİZANS ihya edilecekti.
- Hrisantos Paris Barış Konferansına biri muhtıra vererek , Rumların çoğunlukta olduğunu (Türk, Oflu, Sürmenli, kafkaslı vb..) gibi uydurmalarla ispat etmek istemişti. Gerçek sayılar 60bin Rum/ 317 bin Müslümandı.
- Yunanlılar Karadenizin Yunan gölü olduğunu İmâ için ona PONTUs EUXİNUS(pontus ÖGZİN-US)* adı vermişlerdi.
- Yunanlılar,tüm çabalarına rağmen Anadolu’da büyük bir ayaklanma başaramıyorlardı. Bazı Rumlar biz Hristiyan Türküyüz diyerek isyanı reddediyorlardı.
- Doğu Karadenizi vatandan ayırmak için bir bahane bulup İzmiri işgâl ettikleri gibi bu bölgeyi işgal etmek tek çare idi.Mondros antlaşmasına uyarak. İşgal devletleri bir nota vererek (eğer bu yörede asayiş sağlanmazsa işgal etmek gereğinde kalacaklarını) bildirdiler.
- Bunun üzerine saray, Bu bölgede asayişi sağlamak üzere Mustafa kemal paşayı 9’ncu Ordu müfettişi olarak görevlendirdi.
- 191 mayıs 1919 M.K. Paşa Samsun’a çıkıp duruma el koydu ve Yunan planı suya düştü.
- Hrisantos , Londra’dan yardım istedi 23.7.1919.. General Harbord bu sırada raporunu yazmaktaydı : Türkler bulundukları bölgelerde çoğunluktadırlar.
- Pontusçular yeniden ve bu kere intikam alırcasına ayaklandılar.Samsun / Amasya / Gümüşhane bölgesinde kan gövdeyi götürdü.
- Ermenilerin Trabzon’u istemeleri üzerine telaşlanan Pontusçular, çocukçasına bir manevra ile , Türklerle artık elele yaşamaya karar verdiklerini bildirdiler.(12.11.1919.)
- Yunanlılar bu ümitsiz durumda kendi başlarına bir çıkarma yapma çabaları içindeydiler.,
- Kars yöresinden 200bin kadar Rum getirme planları hazırlamakta idiler.
- Yunanistan’da 30 bin kişilik bir i kuvvet için 4 sınıfın askere alındığı bildiriliyordu.
- Trabzon’u savunmak için ise, bizde 5 ayrı gurup kuvvet hazırlanmış bekliyordu.
- O sırlarda imzalanmış olana SEVR şartlarında Pontus’un adı bile geçmiyor idi..
- 6.9.1920’de Yunan donanmasını harekete geçtiği,, İzmir’de 5bin kişilik bir kuvvetin gemilere bindirildiği öğrenildi.
- Samsun
/ Amasya bölgesinde Pontus çeteleri azgınlıklarını arttırmışlardı.
Katliam, yıkım yağma yangın son haddinde idi.Merzifondaki Amerikan koleji elinden gelen yardımı yapıyordu. - okullar, klüpler kiliseler de Pontusçularla Yunanlılar arasında askerÎ harekâtla ilgili bilgiler ele geçirildi.
- Samsun metropolit vekil, başpapaz istiklâl mahkemesine verildi bazı elebaşılar asıldı.
- 20.7. 1921 Yunan zırhlısı KILKIŞ ve bir Torpido, başta Trabzon olmak üzere Karadeniz kıyılarını bombardman ettiler.
- Sabırlar çoktan taştığından buna bir son vermek gerekti. Bir merkez ordu kuruldu ve Pontus çetelerine hücuma geçildi
- 1922 şubat ayında 3262 çeteci çarpışmada öldürüldü. 1841 yakalandı, 231 Rum mahkeme kararı ile asıldı, 24.511 Rum Anadolu içlerine gönderildi.
- Merkez Ordu kaldırıldı
- Fakat, teslim olmayan bazı çeteler sıyrılarak Yunan ordusuna katılmak istediler ,Nallıhan, Ilgaz ve Bolu’da katliam yaparak kaçarlarken
- Üstlerine iki alay ve Muhafız taburundan iki bölük gönderilerek zararsız hâle getirildiler.
İşte
Pontus katliamı(!) denen olaylar bunlardır.
Not : PONTUS ÖGZİN-US adındaki
ÖGZİN, ÖGİZ kelimesinin düzenini bozulmasından oluşmuştur. ÖG-İZ ,
Ön-Türkçede (su örtüsü, akar su) anlamlarına gelir.. Us,On gibi son
ekler ise doğrudan Ön-Türkçe’den Yunan ve Lâtin dillerine geçmişlerdir…
Pontus, Lâtince köprü demektir. Yunanistan ile bu yörenin köprü
oluşturması düşünülmüştür.
Karadeniz’in Ön-Türkçe adı OQ-OZ ULIQ KÖL’dür.
Halûk Tarcan Bilimsel araştırmacı ( CNRS-Paris /ulusal Bilimsel araştırma Merkezi)
Sorumlular :Yunanistan, ABD. Rusya, İngiltere ve aynı yolda yürüyen Hristiyan dünyası..
Günümüzde
, İlk startı veren Vatikan’dır. Bir önceki Papa” Ttürkiyede demokrasi
vardır” Misyonerler ve özellikle Trakt’lar( el ilânları) ile Pontus
sorununu canladırılmasını önermiş ve bu uygulamaya konulmuştur. Bundan
sonrası ise kiliseler arası işbirliğidir… buradan da uluslararası sorun hâline getirilmeye ikinci bir Soykırımı sorunu yaratılmaya çalışılmaktadır.
Taktiğmiz
, savunma değil hücum olmalı bu gerçekler tüm detaylarıyla ortaya
çıkarılmalı ve Osmanlı imparatorluğunun barış denegsini bozan,
Yunanistan, ABD, İngiltere ve rUsya’dan hesap sorulmalı , Pontus
çetecilerinden yaptıkları tahribat için tazminat ve hayatta olanlar varsa mahkemeye verilmenlidirler…. Fakat, ayıp olmasın , küstürmeyelim pısırık politikasıyla kısa sürede topraklarımızı kaybederiz.
Ben –direkt- Atatürk çocuğuyum, Atatürk bu benim hakkımdır der ister ve
alırdı… Ülkesine iftira ve hakareti aynen iade ederdi Onun için 1935’te
“13 milyonluk fakir Türkiye’nin büyük saygınlığı” vardı. Türklere hürmet edilmesini öğretmişti. Asla taviz vermemişti.
Bugün 70 milyonuz ve mükemmel donanmış 5 ordumuz, her alanda yetişmiş kafalar var!? Hâlâ mı suskunluk, niçin, neden ve nasıl???????
H.T.