Kullanıcı girişi
Ara
Kardaki Ayak İzleri - Ahıska Türklerinin Dramı


Azer Hasret (azer@azerhasret.com), Yedi Devlet – Bir Millet Konseyi Başkanı, Türk Halkları Medeniyet Vakfı Genel Başkan Yardımcısı
Son okuduğum kitabı bitirdikten sonra böyle bir başlık atmaya karar verdim. Türkiyeden, kendisi Ahıska göçmenlerinin çocuklarından olan yazar Zülal Kaya dedelerinden dinlediyi göç ve yaşanan acıları anlatan bir kitabından söz etmişti. Ben de o kitabı okumak istediğimi dile getirmiştim. Böylece, sağ olsunlar, iki hafta içinde kitap bana ulaştırıldı ve ilk fırsatta okumaya başladım.
Kitabın adı “Kardaki Ayak İzleri”. Parantez içinde de “Ahıskalı Türklerin Dramı” yazıyor. İki yüz sayfalık bir belgesel-roman. 2009`da Ankarada, Berikan Yayınevinde basılmış. Çok rahat okunan bir kitaptır. Okudum, okuyunca böyle olduğunu anladım. Hem de bir başladığında insan bitirmedikçe bırakamıyor.
Kitapta yazarın kendi dedelerinden olan Ahıskalı Mehmet ve ailesinin yaşadığı çileler anlatılıyor. Mehmet çocukken ailesi Rusya sınırları içinde olan topraklardan zorla göç ettirilmiş. Ermeniler ve Ruslar birleşerek Türklere karşı mezalim uygulamaya, çoluk çocuk demeden önlerine geçeni öldürmeye kalkışınca Ahıskalı Türkler kurtuluşu Anavatana – Osmanlı topraklarına sığınmakta bulmuş. Böylece insanlar at, eşek arabalarında Ahıskadan, Azerbaycandan kalkıp Osmanlya yol almışlar. Yollarda kaç kişi ölmüş, kesin bir bilgi yok.
Ailenin büyük çocuğu olan Mehmet o dönemde çocuktu. Babasını Ahıskada yaşadıkları dönemde ermeniler öldürmüştü. Ailesi anasının kadın başına yöneteceği bir halde bırakılmıştı. Mehmedin ailesi Osmanlıda Çoruma kadar gelmiş, burada devletin onlara bıraktığı bir köye yerleşmiş, onlarla birlikte gelen başka Ahıskalı aileler de buraya yerleşince tam bir Ahıska köye ortaya çıkmıştı. Elmalı adlı köyün insanları birbirine kaynaşan, dayanışma içinde olan insanlardı.
Kitapta dikkat çeken meselelerden biri Ahıskadan Osmanlı topraklarına yerleşen Türklerin bu devletin diğer vatandaşları gibi onun ordusunda hizmete, Türkiye toprakları için canını, kanını vermeye hazır olmasıdır. Evet, Ahıskadan göç ederek Osmanlı topraklarına kadar gelmek zorunda kalanlar bu toprakları Vatan ediniyor, hiç bir şey düşünmeden canlarını bele feda ediyorlar.
Ve daha bir dikkat çeken makam. Kitapta ermenilerin Osmanlının tam göbeyine kadar gelerek Türk köylerine baskınlar düzenlemesi, çoluk çocuk demeden insanları öldürmesi, kadınların ırzına geçmesi olaylarından söz ediliyor. Kitabı okudukça dünkü komşu, kirve olan ermenilerin bu gün düşmana döndüyü, hem de durduk yerde değil, rusların kışkırtması ile böyle olduğu anlaşılmaktadır. Ama Mehmet düşman olsa bele tüm ermenilere aynı yaklaşım sergilemiyor, düşmanlık yapmayan ermenilere karşı daha ılımlı, insanca davranıyor. Hem de yalnız Mehmet değil, anlaşılan ermeni mezalimi görmüş tüm Ahıskalılar düşmanlık yapmayan ermenilere insanca yanaşmaktan taviz vermiyor.
Bir de dikkat çeken tüm erkekleri askere gitmiş köyün Ahıskalı kadınlarının erkekçesine kendilerine sahiplenmesidir. Bu kadınlar tabanca, tüfekle davranmasını bilir, kendilerini koruyacak kadar yüreklidirler. Hem de köyün tüm insanları dayanışma içindedir. Bir parça ekmeği her kesle paylaşmasını bilirler. Hastalanan, zorluklarla karşılaşan köylü kendini hiç yalnız hissetmiyor…
Anlat, anlat, bitmez ki. Zaten iki yüz sayfalık bir kitap. En iyisi, kitabı her kesin okumasını tavsiye ederim. Okuyalım, hatırlayalım, hatırlatalım ki, düşman kim, dost kim bilelim. Hem de bu gün “hepimiz ermeniyiz” deyerek İstanbul sokaklarında yürüyenlere anlatalım ki, biz insanca yanaştığımızda bele ihanet gördüğümüz komşuların bir zamanlar yaptıklarını, bu gün de yapmakta devam ettiklerini görmezden gelmesinler…
İsteyenler kitabı şu adresten alabilirler: www.idefix.com.
Qaynaq: http://www.azerhasret.com/?p=2349 və http://www.yalquzaq.com/?p=18821
Saygılarla,
Azer Hasret
Yedi Devlet - Bri Millet Konseyi Başkanı
Türk Halkları Medeniyet Vakfı Genel Başkan Yardımcısı
azer@azerhasret.com
www.azerhasret.com
www.yalquzaq.com
+994 70 335 2795