Kullanıcı girişi
Ara
En eski ikinci Türkçe kitabe Kütahya′da
En eski ikinci Türkçe kitabe Kütahya′da
Yaklaşık 7 bin yıllık tarihinde Hitit, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı gibi çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kütahya, Orhun kitabelerinden sonra en eski Türkçe kitabe olma özelliğini taşıyan Germiyan Beyi 2. Yakub’un taş vakfiyesi ile de önemli bir yere sahip bulunuyor.
Dünyanın ilk ticaret borsası, dünyada yapılan ilk toplu iş sözleşmesi, sağlam kalabilen en eski Zeus tapınağı gibi çok sayıda önemli tarihi değeri bünyesinde barındıran Kütahya’nın her karış toprağı tarih kokuyor. Dünyada bilinen en eski ikinci Türkçe kitabe olan ‘2. Yakub Taş Vakfiyesi’, Germiyan Beyi 2. Yakub’un hayattayken yaptırdığı külliyenin yerine yapılan ve şu anda Kütahya Çini Müzesi olarak kullanılan binanın girişindeki duvarda sergileniyor. 1410 yılında yazılan taş vakfiyede; devrin coğrafyası, külliyenin düzeni ve bazı kişilere ait bilgilerden bahsediliyor.
GERMİYANOĞULLARI BEYLİĞİ
Aşiretin hangi tarihte Kütahya havalisine geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1276 yılından evvel Kütahya ve Denizli bölgesine yerleştikleri anlaşılmaktadır. Denizli yöresi Selçuklu veziri Sahib Ata tarafından Germiyanlılar’ın ellerinden alınmaya teşebbüs edildi ise de, Germiyanlılar, buna fırsat vermemişlerdir. Aşiretin reisi bu tarihlerde Hüsameddin Alişir idi. Germiyan Beyliği’nin kurucusu olan I. Yakub Bey, Selçuklular’ın hizmetinde bulunan nüfuzlu emîrlerden olup, Ankara ve dolayları onun sorumluluğunda idi. Yakub Bey, 1302 yılında tahta geçen Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mesud’u tanımayıp, İlhanlılar’ın hâkimiyetini benimsedi. Onun döneminde Germiyan Beyliği, Karamanoğuları’ndan sonra Anadolu’nun en kuvvetli beyliğiydi. Germiyan Beyliği Dönemi’nde Kütahya, yoğun ilmî ve kültürel faaliyetlere sahne olmuştur. Bu dönemde, devlet bazında Türkçeye önem verilmiş, ilim ve fikir adamları tevsik ve himaye edilmiş ayrıca ilmî, dinî, sosyal ve kültürel amaçlarla yaptırılan; medrese, imaret, mescid, cami, zaviye, kütüphane han, hamam ve çeşme gibi pek çok eserlere zengin vakıflar tahsis edilmiştir. Germiyan Beyliği Dönemi’nde Kütahya’da faaliyet gösteren dört medrese bulunmaktadır. Bunlardan Vâcidiye Medresesi, Germiyan ümerasından Umur bin Savcı; Yakub Bey Medresesi, ismini aldığı Germiyan hükümdarı; İshak Fakih Medresesi de yine ismini aldığı, dönemin önemli bir diplomatı aynı zamanda kadısı olan, İshak Fakih tarafından yaptırılmıstır. XIV. Yüzyıl sonlarına ait bir Germiyanlı yapısı olan Balabaniye Medresesi’nin ise kim tarafından yaptırıldığı tespit edilememiştir.
DÖNEMİN TÜRKÇESİ İLE YAZILMIŞ
II.Yakub Çelebi Külliyesi’ne (İmaret) ait, H.817/ M.1414 tarihli, dönemin Türkçesiyle yazılmış, hâlen bir tas vakfiye (kitabe) bulunmaktadır. Medrese yanındaki eyvan içinden 1935 yılında alınarak, imaret mescidinin giriş revakının güney duvarına yerleştirilen 39 satırlık vakfiyenin ancak 30 satırı okunabilmiş, diğer satırlar silinmiştir. Vakfiyenin bir sureti Kütahya Müzesi kadı sicillerinde kayıtlıdır (No: 60, Sıra No:93:45). Vakfiyenin, Yakub Bey tarafından Türkçe olarak yazdırılması Anadolu Beylikleri Dönemi’nde Türkçeye verilen önemi göstermesi bakımından üzerinde ayrıca durulması gereken bir konudur. Vakfiyede, imaretin H. 814 / M.1411 yılında tamamlandığı, beş ay isledikten sonra Karamanoğlu işgali nedeniyle iki buçuk yıl muattal kaldığı ve Yakub Bey’in ülkesine sahip olması üzerine, tekrar hizmet vermeye başladığı kaydedilmektedir. Dolayısıyla tas vakfiye de 1414 yılında Yakub Bey ülkesine döndükten sonra diktirilmiştir. Vakfiyede, imaretin iki buçuk sene neden islemediği bu şekilde ifade edildikten sonra, Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmed’in vakfiyeye verdiği nisandan söz edilmekte ve akabinde Yakub Bey’in müesseseye tahsis ettiği vakıflar sıralanmaktadır.
Kaynak: Yeni Kütahya Gazetesi